ANAYASA MAHKEMESİ, SİYASETTEN ELİNİ ÇEK!
Sayın basın mensupları, sevgili darbe karşıtları,
Bugün burada, 70 Milyon olarak, Anayasa Mahkemesi Partisi’nin, anayasa değişikliği paketini ‘şeklen’ inceleme kararı alması hakkındaki kararımızı açıklamak üzere toplanmış bulunuyoruz.
1980 darbesinin ürünü olan ve askerin yargı ve daha bir çok kurum ve toplum üzerindeki vesayetini artıran günümüz anayasasını biraz olsun değiştirmenin ilk adımı olan değişiklik paketi 7 Mayıs 2010 tarihinde mecliste kabul edildi.
Bu değişiklik, birçok yetersizliği içinde barındırmakla birlikte, her şey bir yana, darbeyle yapılmış bir anayasada, demokratik yollarla delik açıyor, bu anayasayı darbe anayasası olmaktan biraz olsun uzaklaştırıyor. Kaldı ki, bunun yanı sıra, darbecilere yargı yolu açarak, yargıyı küçük bir seçkinler grubunun hegemonyasından biraz olsun kurtararak demokratikleşme yolun da küçük de olsa bir adım olma özelliğini taşıyor.
Şimdi olması gereken, bu değişiklik paketinin 12 Eylül 2010’da halkın oylarının önüne gelmesidir.
Ancak, askeri vesayet sisteminin bir numaralı avukatı olan CHP, bu vesayete vurulan her darbede, demokratikleşme yolunda atılan her adımda yaptığı gibi, dosyayı kolunun altına alıp, tıpkı bir mızıkçı çocuk edasıyla Anayasa Mahkemesi’ne iptal başvurusunda bulundu. Ve Anayasa Mahkemesi, bu, raportörün ret kararına rağmen, başvuruyu kabul ederek değişiklik paketini ‘şeklen’ incelemeye karar verdi.
Biz de, Darbelere Karşı 70 Milyon Adım Koalisyonu olarak, halkın iradesini ‘şeklen’ inceleme hakkını kendisinde gören Anayasa Mahkemesi’ni ‘şeklen’ inceledik ve bu mahkemenin halkın seçtiği meclisten geçerek, yine halkın oylarına sunulacak olan bu paket hakkında herhangi bir karar vermeye hakkı olmadığına karar verdik.
Çünkü;
Değil Anayasa Mahkemesi, hiçbir kurum, hangi gerekçeyle olursa olsun halkın seçtiği meclisin aldığı kararı gasp edemez.
Çünkü;
Hiçbir kurum, referandum yoluyla ortaya çıkacak halk iradesinin önüne engel çıkaramaz.
Çünkü;
Anayasa yapmak, ‘şekilsel’ değil, siyasal bir sorundur. Anayasa Mahkemesi, tıpkı Anayasanın 90. Maddesinde ifade edildiği gibi, halkın, kendi geleceğine ilişkin karar verme hakkına saygı duymalıdır.
Bunun tersi yönünde atılacak her adım, Anayasa Mahkemesi’nin, askeri vesayet rejiminin, statükonun koruyucusu olduğunu bir kez daha kanıtlayacaktır ve bu mahkemenin meşruluğunu bir kez daha sorgulanır hale getirecektir.
Yargının, bu ülkenin demokratikleşmesinin önündeki en önemli engellerden birisi haline geldiği artık su götürmez bir gerçektir. Türban kararı, parti kapatma davaları, TMK mağduru çocuklar, Ergenekon Davası sürecinde yaşananlar yargının özgürlüklerin önünde nasıl bir engel oluşturduğunu hepimize gösterdi, gösteriyor.
Toplum nasıl kaçınılmaz olarak bir değişim ve demokratikleşme yoluna girdiyse, yargı da buna ayak uydurmak zorundadır. Anayasa Mahkemesi, bu değişimin önünü tıkayan bir kurum olmaktan vazgeçmelidir.
Bu anayasa değişikliği paketi, tek bir maddesi bile darbe ürünü olmayan yeni bir anayasa yönünde atılan ilk adım olacaktır. Bu adımın demokratik yollarla atılması herkesin hayrına olandır, aksi taktirde, değişimin önünde engel olmak isteyenlerin tarihteki yeri bellidir.
Bu nedenle, Anayasa Mahkemesi bu değişimin ve yargının darbecilerle flörtünün sona ermesinin önündeki engel olma rolünden vazgeçmeli, halkın oylarından korkmamalıdır. Bu anayasa değişikliği paketi, ‘şeklen’ ya da başka hiçbir yönden incelenmeden, 12 Eylül 2010’da halkın oylarına sunulmalıdır. Anayasa Mahkemesi, siyasetten tamamen elini çekmelidir.
DARBELERE KARŞI 70 MİLYON ADIM KOALİSYONU












